Forum Semti - Paylasımın keyifli mekani
Tarih: 08-21-2008, 04:31 PM Sitemize Hoşgeldiniz. Oturum AçKayıt Ol
ForumSemti | MyBB 1.4 & Temalar, Hazır indexler, Full Oyun, Fl looplar Türkiye Tarihi & Genel Kültür Türk Tarihinde Yaşanmış Olaylar
Bir zafer hikayesi lütfen okuyun
Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Bir zafer hikayesi lütfen okuyun
Normal Mod | Çizgisel Mod
06-26-2008, 09:29 PM
Mesaj: #1
genco Çevrimdışı
Fs Sevmeye Başladı
***
Üye
Mesajlar: 110
Katılım: May 2008
Karma Puanı: 4
Bir zafer hikayesi lütfen okuyun
>GAZİKOVAN
>
>
>
>
>
> Mart 1921 İnönü Ovası İnsanın İflahını kesen buz gibi bozkır
>ayazında Ethem Çavuş'un sırtı üşüyor, avuçları ise kızgın mermi kovanlarına
>çıplak elle dokunduğu için alev alev yanıyordu. Top atışı on sekiz saattir
>durmaksızın sürüyordu. Ethem Çavuş, 75 mm'lik topu durmaksızın dolduruyor,
>her seferinde besmele çekip keşif kolundan bildirilen menzillere kıyamet
>yağdırıyordu.
>
>
>
>
>
> Sandıkta kalan sondan üçüncü mermiyi aldığında bir an duraksadı.
>Merminin üzerine bir çaput sarılıydı. Çaputu sökerken avucuna kalem
>büyüklüğünde demir bir çubuk düştü. Çaputun ve çubuğun anlamını çözmeye
>çalışırken sarı metalden mermi kovanına kazınarak yazılmış yazıya gözü
>ilişti. Okumaya vakti yoktu. Mermiyi topa sürüp ateşledi. Demir çubuğu
>cebine, boş kovanını ise bu sefer sandığa değil yere attı. Birkaç dakika
>sonra soğumuş olan kovanı kaybolmaması için yerden alıp mintanının
>yakasından içeri attı. Akşam ezanı vaktinde çarpışma durulmuş, mevzileri
>ileri, düşman hatlarına doğru ilerletme emri gelmişti. Batarya komutanı,
>Ethem Çavuşa istirahat verdi. İlk iş olarak boş kovanı çıkarıp üzerindeki
>yazıyı okudu.
>
>
>
>
>
> Kovanın üzerinde "Karahisarlı Seyfi Çavuş. 4.Alay 2.Tabur
>8.Batarya 26 Rebiyülahir 1339*İnönü" yazıyordu. Birinci İnönü savaşının en
>kızgın günlerinden birinde düşülmüş not ve mermiyle gelen demir çubuk,
>İmalat-ı Harbiye atölyelerinde çalışanların bir mesaj istediğini
>gösteriyordu. Boşalan kovanlar Ankara'daki atölyelere yollanır, oradan
>tekrar doldurulup cepheye dönerdi.
>
>
>
>
>
> Üç saat sonra gecenin iyice çökmesiyle savaş tamamen durulmuş,
>birlikler yeni mevzilerine yerleşmişti. Ethem Çavuş, cebindeki demir çubuğu
>çıkarıp bir köşeye oturdu. Ucu sivriltilmiş çubuk, bakır ustalarının
>"kalem" dedikleri, metal üzerine desen oymaya yarayan keskin bir aletti.
>Eline yumruk büyüklüğünde bir taş alarak hafif tıklamalarla kendi mesajını
>kovana kazıdı. "Aksekili Ethem Çavuş 8.Alay 3. Tabur 1.Batarya 20 Recep
>1339** İnönü"
>
>
>
> Beş gün sonra Ankara Atölye'nin bir köşesinde cepheden gelen
>sandıkları açan kalfa, tezgâhlardan birinde harıl harıl çalışmakta olan
>ustaya seslendi:
>
>Sesinde, eşi doğum yapmış bir adama bebeğini müjdeleyen ebenin heyecanı
>vardı. "Kâmil Usta! Müjdemi İsterim! Senin yavru cepheden dönmüş!". Hepsi
>sandıkların olduğu kısma koşturarak kovanın üstündeki yazıyı okumak için
>toplandılar. Tabii ki bu şeref Kâmil Ustaya aitti. Yüksek sesle Ethem
>Çavuşun notunu okudu. Atölyede bir bayram havası esmişti. Tüm çalışanlar,
>Kâmil Ustayı yeni baba olmuş biriymiş gibi kutluyor, hayır duaları
>ediyorlardı. Ustalar, İş tezgâhlarından birinin başında toplandılar. Kâmil
>Usta kovanın ağzının eğilen yerlerini düzeltip özenle kapsülünü yeniledi.
>İçine barutunu doldurduktan sonra yeni bir çekirdeği kovanın ağzına
>oturttu. Mermi hazır olunca, Ethem Çavuşun kovanın içinde geri yolladığı
>çelik kalemi yeni bir çaputla merminin üzerine sardı. Kundaklanmış mermiyi
>şefkatle tutarak yeni doldurulan bir sandığa yatırdı. Çalışanlar hep bir
>ağızdan "Allah kavuştursun" diyip işlerinin başına döndüler. Kâmil Usta,
>halen açık duran sandığa yatırdığı mermiye hüzünle bakıp "Selametle git
>aslanım. Allah muvaffak etsin. Çok bekletme bizi" dedi. Kovan, Birinci
>İnönü savaşı sıralarında üzerindeki ilk notla Kâmil Ustanın eline
>geçtiğinde bu fikir doğmuştu. Karahisarlı Seyfi Çavuşun başlattığı bu
>geleneğin süreceğinden emin değildi; ama denemeye değerdi. Nitekim Aksekili
>Ethem Çavuş umutlarını boşa çıkarmamıştı. Cephede patlayan her merminin
>kovanı buradaki ustaların elinden geçtiğine göre bir aksilik olmazsa
>yeniden görüşeceklerdi.
>
>
>
> Eylül 1922 - Ankara Bir buçuk yıl içinde kovan sekiz kere daha
>atölyeye uğradı. Üzerindeki mesajların sayısı da sekize ulaşmıştı. Mesaj
>yazanların sekizi de başka alay ve taburlardan farklı kişilerdi. Kovan her
>keresinde atölyedekilere daha büyük bir coşku yaşatıyor, istiklâl savaşının
>her zorlu durağından Ankara'ya barut, kan ve zafer kokusu taşıyordu. Türk
>ordusunun İzmir'e girdiği gün Ankara'da bayram havası eserken kovan yeniden
>gelmiş, ama bu sefer tüm atölyeyi yasa boğmuştu. Kovanın içinde, çelik
>kalemin yanı sıra bir mektup ile bir tane de bakır künye vardı. Kovanın
>üzerine kazınmış dokuzuncu notta; "Karahisarlı Seyfi Çavuş. 4. Alay 2.
>Tabur 8.Batarya 12 Muharrem 1341*** Banaz" yazılıydı. Atölyedekiler mektubu
>açıp okumaya koyuldular;
>
>
>
>
>
>
>Bismillahirrahmanirrahim.
>
>
>
>Selamün aleyküm gayretperver ustalar. Allah'a şükürler olsun ki mendebur
>düşman kaçıyor. Muzaffer Türk ordusu beş gündür durup dinlenmeksizin kâfiri
>kovalıyor. Güzel İzmir'e, kalplerimizdeki imânımız kadar yakınız artık. İki
>gün evvel Banaz'daki muharebede bataryamın çavuşlarından Seyfi, kalleş
>düşmanın kurşunuyla şahadete ermiştir. Cenazesini sıhhiyecilere teslim
>etmeden önce mintanının içinde bu kovanı buldum. Malumunuzdur ki vefat eden
>neferin künyesi ailesine yollanır. Lâkin beş gün önce Karahisar'ı ele
>geçirdiğimizde,Seyfi Çavuş'un ailesinin düşman tarafından katledildiğini
>öğrendik. Bu kahraman Türk evladı kederini yüreğine gömüp anacığını,
>babacığını defnedemeden düşmanın peşine düştü. Üç gün sonra kendisi de
>hakkın rahmetine kavuştu.Kovandaki yazılardan anladığım üzere bu topçu
>neferlerin bir ailesi de sizler olmuşsunuz. Bu sebeple Seyfi Çavuşun
>künyesini sizlere yolluyorum.Başınız sağ olsun. Hayır dualarınızı
>bizlerden, Fatihalarınızı aziz şehitlerimizden esirgemeyiniz. Hakkın
>rahmeti üzerinize olsun. Yüzbaşı Muhsin Talât 4.Alay 2. Tabur 8. Batarya
>
>
>
>14 Muharrem 1341 Salihli"
>
>
>
>
>
>
>
>Mektup bittiğinde tüm personel ağlıyordu. Atölyeye bir ölüm sessizliği
>çökmüştü. Hiç tanımadıkları halde iki satır yazıyla kardeş oldukları Seyfi
>Çavuşun ardından Fatiha okuyup amin dediler.
>
>
>
> Kamil Usta yutkunarak tezgâhının başına oturdu. Kovanı yeniledi
>ama bu sefer, minik iki perçinle Seyfi Çavuşun künyesini kovanın dibine
>çaktı. Yine her zamanki merasimle mermiyi kundaklayıp sandığa yatırdı.
>Oysa o mermi bir daha düşman mevzilerine gönderilmeyecekti.
>
>
>
> Ocak 1923-Ankara Savaşının bitmesinin ardından Ankara'daki
>mühimmat depolarında sayım ve temizlik yapılıyordu. Sandıklar tek tek
>açılıyor, mermiler sayılıp yeniden sandıklanıyor, kayda geçirilip daha
>tertipli bir cephaneliğe gönderiliyordu. Teğmen Hamdi Vâsıf, Kâmil ustanın
>hazırlayıp kundakladığı mermiyi buldu. Böyle bir anının-belki de yıllarca-
>sandıkların İçinde kalmasına gönlü elvermedi. Ciddi bir suç işliyor olmayı
>göze alıp mermiyi evine götürdü. Niyeti, ömrünün sonuna kadar mermiyi bir
>anı olarak saklamaktı.
>
>
>
> 29 Ekim 1923 - Ankara Teğmen Hamdi Vâsıf Ankara kalesine çıkan dik
>sokakları koşarak tırmanıyordu. Soğuğa rağmen kan ter içinde kalmıştı.
>Yarım saat önce 20:30 sıralarında meclisten, cumhuriyetin ilan edildiği
>duyurulmuştu. 101 pare top atışıyla cumhuriyet kutlanıyordu ve Seyfi
>Çavuş'un mermisi bu şöleni kaçırmamalıydı. Yetmiş, belki de sekseninci
>atışta topçuların yanına ulaşabilmişti. Yüzbaşı Muhsin Talat'ın yanına
>giderek sert bir asker selamı verdi.
>
> "Hamdi Vâsıf Edirne! Bir maruzatım var komutanım" Yüzbaşı sorar gözlerle
>genç subaya bakıyordu.
>
>"Evet teğmenim? Sizi dinliyorum"
>Teğmen, üniformasının içinden mermiyi çıkarıp yüzbaşıya uzattı.
>
>"Yüzbirinci pareyi en çok bu mermi hak ediyor komutanım. Müsaadenizle bu
>şerefi ondan esirgemeyelim"
>
>
>
> Yüzbaşı Muhsin Talat gözlerine inanamamıştı. Sevinç gözyaşlarını
>tutamadı. O kadar heyecanlanmıştı ki neredeyse aralarındaki rütbe farkına
>bakmaksızın genç teğmenin ellerini öpecekti. Mermiyi alıp çekirdeğini
>dikkatlice yerinden çıkardı. Kovanın tepesine bir bez parçası tepip iyice
>sıkıştırdı. Subay şapkasını çıkarıp surun üzerine koydu. Mermiyi şapkanın
>içine yatırdı. Toplar atışlara devam ediyordu. 82, 83, ...97, 98, 99... On
>dakika kadar sonra, atışları sayan çavuş "Yüzüncüyü attık komutanım"
>diyince, Muhsin Talat, kovanı topun yatağına kendi elleriyle sürerek ateş
>emrini verdi. Subayların kılıçlarını çekerek selamladığı o son top sesi
>Ankara'nın her duvarından yankıyıp dört yıllık istiklâl savaşının tüm
>hikâyesini anlatmıştı sanki. Rütbe ve mevkilerine bakmaksızın topun
>başındaki tüm askerler kucaklaşarak birbirlerini kutladı. Son olarak
>Yüzbaşı Muhsin Talat ile Teğmen Hamdi Vâsıf sarıldılar. Kovan ayaklarının
>dibindeydi. Yüzbaşı eğilip saygıyla kovanı yerden aldı. Avuçlarının
>yanmasına aldırmadı bile.
>
>
>
> Gazi Kovan ( Top Mermisi Kovanı)


Ziyaretciler Mesaj Icerisindeki Resimleri Goremezler. Resimleri gorebilmek icin lutfen buraya tiklayarak uye olunuz.

Ziyaretciler Mesaj Icerisindeki Resimleri Goremezler. Resimleri gorebilmek icin lutfen buraya tiklayarak uye olunuz.

Ziyaretciler Mesaj Icerisindeki Resimleri Goremezler. Resimleri gorebilmek icin lutfen buraya tiklayarak uye olunuz.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Mesaj Önizleme 


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Gözyaşlarınızı tutamayacaksınız. Bir Zafer Hikayesi. GAZİ KOVAN Admin 0 7 06-14-2008 12:42 AM
Son Mesaj: Admin

  • Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
  • Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
  • Bu konuya abone ol
Foruma Git:

Bize UlaşınForumSemti | MyBB 1.4 & Temalar, Hazır indexler, Full Oyun, Fl looplarEn Üste Dönİçeriğe DönArşivRSS Beslemesi
Forum Semti sohbet